Kedi Hastalıkları Arşivi

Kedilerde ve Köpeklerde Kronik Bronşit

kedi ve köpekler

kedi ve köpekler

Kedilerde ve Köpeklerde Kronik Bronşit

 

Bronşların geri dönüşümü olmayan patolojik bozukluğa uğraması sonucu bronşlarda aşırı mukus sümüksü yapıda sıvı birikmesidir. Akciğerlerin kapasitasyonununu ve hava almasını sağlayan alveoller mevcuttur. Alveoller bronşlara onlarda bronşçuklarla irtibat halindedir. Sürekli akciğer ödemi gelişen köpeklerde veya kedilerde ciğerlerde biriken sıvı bronşlarda ve bronşçuklarda yoğun enfeksiyonlara neden olur. Böylelikle bronşların doku bütünlüğü bozulur. Orta yaşlı ve yaşlı köpeklerde ise uzun süreli yangısal bozukluklar sonucu da bronşitis gelişir. Bronşitisin oluşmasında birkaç etmen çok önemli yere sahiptir. Çeşitli alerjenler, yangısal enfeksiyonlar, yeterli bakım ve besleme şartlarında barındırılmayan hayvanlar, nemli rutubetli bölgelerde bronşlara çok fazla yük binmektedir. Hastalarda obezite ve trakea da ki damarların genişleyip buraya aşırı miktarda kan toplanmasına neden olur. Buda orada ki ödemi ve hassasiyeti arttıran olumsuz bir durumdur.

Kronik bronşitte klinik olarak, köpeklerde tek tük veya nöbetler şeklinde görülen öksürükler ilk şüphelendiren durumdur. Tabi bu öksürük normal bronşitisde de aynı şekilde görülmektedir. Kronik olarak isimlendirilmesi için 1 yıl içinde 2 aylık periyot zaman aralığı ile görülmesi gerekmektedir. Kronik bronşitin neden olduğu ve hassasiyet oluşturduğu bazı durumlar şu şekildedir. Hastanın orta yaşlı veya yaşlı olması, son zamanlarda yapılan seyahatler, hastanede veya bakım evlerinde uzun süre kalınması, yoğun öksürük semptomu gösteren köpeklerle temas, tozlu dumanlı bölgelerde bulunma veya alerji oluşturabilecek gıda veya maddelerle uzun süre temas etme ( temizlik maddeleri, herhangi zehirli solunum için zararlı içerkli maddeler, çeşitli alerjen oluşturabilecek gıdalar.) Hastalarda en önemli şikayet öksürüktür. Bronşlarda aşırı mukus sekresyonu öksürüğe neden olur. Öksürük nöbetler şeklinde devam eder herhangi bir metabolizmada bozukluğa neden olmayabilir.  Hastalarda zaman zaman bakteriyel akciğer enfeksiyonuna neden olan akut ataklar görülebilir. Bu durumda iştah azalır ve beden sıcaklığı artabilir.

Kronik bronşitin tanısında, bronşitin uzun süre devam etmesi kronik broşitten şüphelendirir. Kesin tanı akciğer radyografisinin çekilmesi ile konur. Tedavide hastanın genel durumunun ve bakım şartlarının iyileştirilmesi sağlanır, kilolu hayvanlar light köpek kuru maması veya light kedi kuru maması ile  zayıflatılmaya çalışılır. Nemli yoğun kokulu pis ortamdan uzak durulması sağlanır. Çeşitli öksürük kesiciler ve boğazı yumuşatacak şuruplar hastaya içirilir. Tam anlamıyla bir iyileşme olmaz. Hastaların ciğerlerini boşaltabilmesi için diüretikler veya balgam söktürücüler kullanılabilir. Ayrıca akciğerlerde ki yangıyı azaltmak için kortizon tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi yöntemleri hekimin tercihine ve hastanın genel sağlık durumuna göre uygulanır. Hepsi bir anda uygulanacak diye bir durum yoktur.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Hayvanlarda Prostatit ( Prostat bezinin enfeksiyonu)

kedi ve köpek

kedi ve köpek

Hayvanlarda Prostatit ( Prostat bezinin enfeksiyonu)

Prostat bezi dokusunun enfeksiyona maruz kalması sonucu ortaya çıkan prostat bezi yangısıdır. Enfekte kısım kapsülle çevrelenirler dışı sert apse yapısında bulunur. Enfeksiyon böbrek, idrar kesesi, testis ve testisin katmalarından kaynaklanan bakteriler tarafından da oluşturulabilir. Prostatitte belirlenen bazı bakteriler, Pseudomonas spp, proteus spp, E.coli, staphylococcus spp. Klebsiella spp. Enterococcus spp ve mycoplasma spp. Dir.  Prostatit hastalarında ayrıca anaerobik bakteriler ve mantarlarda bazen görülebilmektedir. Prostatite yol açan ve çok daha fazla sık görülmesine neden olan etmenlerin başlıcaları üretral hastalıklar, prostat bozuklukları, idrar yolu enfeksiyonları sıralanabilir.

Prostatitte hayvanlarda görülen klinik bulgular, akut olarak görülen olgularda prostat bezinde büyüme ağrı, ve üretral akıntı belirlenir, septisemi veya peritonit ortaya çıkar. Yani kanın bakteriyel olarak kirlenmesi veya periton diye tabir ettiğimiz bölümün enfeksiyonu. Bazı olgularda ağrılı idrar yapma idrar pozisyonu alıp alıp idrar yapamam, idrar da bakteriler, ve en önemlisi idrarda kan görülebilmektedir. Ayağa kalkmada isteksizlik, idrar kaçırma, ıkınma ve kabızlık ise diğer görülen klinik semptomlar olarak sırlanabilir. Genel vücudu sarar sistemik bulgular ise, ateş, iştahsızlık, hızlı kalp atımı, kusmalar görülebilmektedir.

Protatit de apse oluşmuş ve bu apse yırtılmış ise karın ağrısı, ateş, kusma, düşkünlük, septik şok, sarılık ve görünen mukozalarda solgun mat cansız bir görünüm. Görünen mukozalar neler peki gözün beyaz kısmı , diş etleri örnek olarak verilebilmektedir. Kan değerlerinde vücudunda savunma hücrelerinde bir artış gözlemlenir. Ayrıca idrarda yine kanli idrar, bakteri yoğunluğu fazla idrar ıkınma ve ağrılı idrar yapma gibi belirtilerde prostatit apsenin patlamasında görülebilecek diğer semptomlardır.

Ultrasonografik görünümünde prostat bezinde genel veya lokalize olarak ekojenik bir yapı ile karşılaşırız. Tabiki kesin tanı biyopsi sonucu konulmaktadır. Akut ve kronik prostat tedavilerinde bir takım farklılıklar mevcuttur. Akut prostatite seçilen uygun antibiyotik 4 hafta süreyle kullanılır. Tedavinin damar içi yolla devam etmesi hastalığın gidişatı için en iyisi olacaktır. Kronik prostatit durumunda ise kan beyin bariyerini geçen antibiyotik kullanımı en doğrusu olacaktır ve onun kullanım süresi ise 6-8 gün arasında değişmektedir. Ayrıca kısırlaştırma mevcut sorunların görülmesinin önüne geçecektir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kediler ve Köpeklerde Leptospirosis

Leptospirosis

Leptospirosis

Kediler ve Köpeklerde Leptospirosis

Leptospira spp. Taşıyıcı etkeninin alınmasıyla vücuda giren etken böbrek, karaciğer, dalak, göz ve genital organlarda çoğalır. Leptospira spp taşıyıcı canlının idrarında bulunur ve bulaşma idrar yoluyla gerçekleşir. Etken normal çevre şartlarında ve suda aylarca kalabilmektedir. Kedi ve köpeklerde bulaşma daha çok  durgun sularda ve çoklu bakılan çiftlikler ve bakım evlerinde görülmektedir. Ayrıca bu hastalık kedi ve köpeklerinde dışında insanlara da bulaşabilme enfeksiyozitesine sahiptir yani zoonozdur. Hastalarda akut veya kronik karaciğer böbrek yetmezliği ile ortaya çıkar. Kediler köpeklere oranla daha az duyarlıdır. Hastalığın vücutta çoğalma süresi 4-12 gündür. Etken çeşitli deri mukozalarından , derinin yaralanmış bölgelerinden girip kan damalarında çoğalır ve enfeksiyona neden olur. Böbrek tubuluslarına yerleşelen etken haftalarca ve aylarca canlı kalabilmektedir.

Hastalığın klinik bulgularında hastanın yaşı ve vücut direnci hastayı etkileme düzeyiyle doğru orantılı olarak değişmektedir.  Bazı olgular klinik bulgu göstermez ve etkeni uzun süre böbreklerde taşıyabilmektedir. Hastalığın akut döneminde böbreklerde ağrı, böbrekte büyüme, çeşitli böbrek yetmezlikleri görülebilmektedir. Hastalığın başlangıcında depresyon, halsizlik, iştahsızlık, kusma, konjuktivit, ateş, eklem ve kas ağrıları ortaya çıkar.  Bu belirtileri takiben sarılık görülebilmektedir. Beyaz mukozalar hafif sarı renge doğru değişim gösterir. İlerleyen günlerde idrarda kan ve proteinde görülebilmektedir. Olguların 3 te 1 inde hafif anemide seyredebilmektedir. Hastalığın bulaşmasında en belirgin örnekler durgun sulardan içme, sığırlarda sık görülen bu hastalıkta sığırlarla fazla miktarda içli dışlı olan köpeklerde sık görülmektedir. Bunun dışında hastanın aşılanmamış olmasıda bu hastalıktan şüphelenmeniz neden olmaktadır.

Hastalığın tanısında belirtilen klinik bulgular yardımcı olabilmektedir. Bunun dışında hekiminize vereceğiniz detaylı bilgiler ve bunun ışığında yapılan laboratuar bulguları yardımcı olacaktır. Laboratuar bulgularında kısaca karaciğer ve böbrek değerlerinde yükselmeler size yardımcı olacaktır.

Tedavide uzun süreli antibiyotik kullanımı dikkat çeker bunun dışında tahrip olan diğer organların tedavisinede ayrıca devam edilir. Bazı durumlarda 2 ay kadar değişik antibiyotikler kullanılarak tedavi sürer. Hastalıktan korunmada yavruluk döneminde yapılan 3 doz karma aşı yeterli olacaktır. Bir yaşından sonra ise yılda bir defa yapılan karma aşı hastalıktan korumaktadır.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedi ve Köpeklerde Kalp Yetmezliğinde Görülen Semptomlar ve Tedavisi

kedi ve köpekler

kedi ve köpekler

 

Kedi ve Köpeklerde Kalp Yetmezliğinde Görülen Semptomlar ve Tedavisi

 

Kalp, damarlara ritmik olarak kasılmalar sonucu sürekli kan pompalayan merkezi bir organdır. Kap büyüklüğü türlere, bireylere, egzersiz durumuna göre farklılık gösterir. Kalbin yaklaşık %60lık bölümü sol göğüste bulunur. Hemen yakınında akciğerler bulunan kalp diaframında hemen üzerinde bulunur. Kan dolaşımı kalbe giren ve çıkan damarlar ile sağlanır. Kalp. Birbirinden ayrılmış iki pompadan oluşur. Sağ kalp toplar damarlardan gelen kanı akciğerlere pompalarken sol kalp akciğerlerden gelen temiz oksijenlenmiş kanı en büyük toplar damar olan AORT ile tüm doku ve organlara dağıtmak ile yükümlüdür.

Kalbin bu organ ve dokulara yeteri kadar kan pompalayamamasına kalp yetmezliği adı verilmektedir.  Kalp yetmezliği kompleks bir mekanizmaya sahiptir bu yüzden her bölgenin yetmezliğine farklı  isimler verilmiştir. Sağ kalp yetmezliği, sol kalp yetmezliği, genel kalp yetmezliği gibi terimler ile adlandırılmıştır. Sağ ve sol kalp yetmezliğinde vücudun çeşitli organ ve dokularında veya vücut bölümlerinde ödemler görülür. Sağ kalp yetmezliğinde batında sıvı vücudun genel bir ödemli hal alması dikkat çeker. Sol kalp yetmezliğinde ise akciğerde ödem en dikkat çeken semptomdur. Sağ kalp yetmezliği vücudun genelinde dolaşım bozukluğuna neden olur. Ayrıca karaciğer ve böbrek sorunları görülmeye başlar.  Yani sağ kalp yetmezliğinde genellikle kalbin toplar damar kısmı eksik veya yetersiz çalışmaktadır. Sol kalp yetmezliğinde ise kalbin vücuda gerekli temiz kanı pompalayamamasından ileri gelmektedir.

Sol kalp yetmezliğinde akciğerlerde ödem ve hırıltılı solunum dikkat çeker. Solunum sayısında artış, uyku apnesi, öksürük görülür. Ayrıca ağızdan kanlı bir mukus akıntısı dikkat çeker.  Sağ kalp yetmezliğinde ise çabuk yorulma, hızlı solunum, kol ve bacaklarda soğukluk, barsak mukozasında ödemden dolayı ishal, vücudun genel toplar damarlarında genişlemeler ve genel bir ödem söz konusudur. Ayrıca vücutta artan ödemden dolayı sıvı artışı görülmektedir.  Kalp yetmezliği tanısında hekimin radyografik görüntüleri doğru yorumlayabilmesi çok önemlidir. Ayrıca EKG sonucu görülen aritmilerde kalp yetmezliği tanısının koyulmasında önemlidir. Tedavide ise Veteriner hekimin uygulayacağı prosedür çok önemlidir ve mutlaka eksiksiz yapılması istenir. Kalp yetmezliğinin tedavileri uzundur aylar, yıllar bazen ömür boyu kullanacağı ilaçlar olabilir. Bu sebeple hasta sahibinin sabırlı ve tedaviyi devam ettirmesi çok önemlidir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedilerde ve Köpeklerde Atopik Dermatitis

kedi ve köpek

kedi ve köpek

Kedilerde ve Köpeklerde Atopik Dermatitis

 

Atopi çevresel alerjenlere karşı yangısal ve kaşıntılı deri hastalıklarına kalıtsal yatkınlık olarak tanımlanır. En çok alerjiye neden olan etmenler polen, küf, deri döküntüsü, ev tozu ve akarlar olarak tanımlanır. Alerjenler vücuda deri yoluyla veya solunum yoluyla girerler. Atopi insanlarda astım, bahar nezlesi, kaşıntı ile karakterize kedi ve köpeklerde ise kaşıntılı deri hastalıkları ile yaygındır. Köpeklerin %3-15 ‘ nin atopik olduğu tahmin edilmektedir. Belirtiler mevsimseldir ve mevsime bağlı olarak artabilmektedir.  Safkan ırklar da atopik dermatit görülme olasılığı daha yüksektir.  Bazı köpek ırklarında atopik dermatit varlığı diğerlerine göre daha fazla saptanmıştır bunlar ; Boxer, Bull terrier, dalmaçyalı, İngiliz bulldog, Alman çoban köpeği, golden retriever, jack russel terrier, labrodor retriever, pug, shar pei, cocker spaniel gibi ırklarda atopik dermatit daha sık görülmektedir. Klinik bulgular olarak köpeklerde atopik dermatit kaşıntı ile karakterizedir en fazla etkilenen bölümler ise ön ve arka ekstremiteler, parmak arası bölgeleri, yüz, kulaklar sayılabilmektedir.

Favor ve ark 2010 yılında 800 köpekte yaptıkları çalışmada atopik dermatit de klinik olarak çeşitli bulgulara ulaşmışlardır onların değerlendirmesine bir göz atacak olursak.

  • Köpeklerinin %68 nin ilk belirtisini 3 yaşından önce gösterdiği gözlenmiştir.
  • Olguların %40 lık bölümünde dış kulak yolu enfeksiyonu gözlemlenmiştir.
  • Olguların %60 lık bölümünde deride lezyonlar oluşmadan kaşıntının başladığı gözlemlenmiştir.
  • Irklar yatkınlık gösterdiği fakat çevresel ve bölgesel faktörlerinde rol oynadığı gözlemlenmiştir.
  • Olguların %25 inin mevsimsel olduğu ve tekrarlayan klinik belirtiler gösterdiği
  • Lezyonların oluşum yerine göre atopi teşhisi koyulmasında oranlar ön ayaklar %79 arka ayaklar %75, karın bölgesi %60 , koltuk altı %60, kulak kepçesi %58, genital bölge %48 olarak gözlemlenmiştir.

 

Kediler ilk gözlenen semptom kaşıntıdır. Kaşıntı mevsime bağlıda olabilir mevsime bağlı olmayadabilir. Kaşıntı daha çok baş, boyun, kulak çevresinde yoğunlaşmaktadır.  Atopik dermatit de tanı klinik semtopmlar baz alınarak koyulur. Tedavi kısmında ise neden olan alerjenin tespitinin yapılıp ona göre bir tedavi protokolü izlenmesi en doğrusudur. Atopik dermatit tamamen iyileşen bir hastalık değildir. Bu nedenle hasta sahibini bu konuda uygun bir şekilde bilgilendirmek hekimin görevidir.  Günümüz de Veteriner diyeti olarak atopik dermatitis de kullanılan bir çok köpek kuru mama çeşitleri mevcuttur. Ayrıca deri ve tüy sağlığını destekleyen esansiyel yağ asitleri ve vitaminleri kullanılması deri ve tüy kalitesinin artmasına neden olacaktır. Balık yağları ve vitaminler bu gruba örnek olarak gösterilebilir.  Ayrıca hekiminizin uygulayacağı kortizon ve yangı giderici ilaçlarda hastalığın klinik semtopmlarını zayıflatmaktadır. Deride gözlemlenen sekonder enfeksiyonlara karşı gerekirse antibiyotik de kullanılabilmektedir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedilerde Sivilce ve Siyah Nokta Çıkar mı?

kedi sivilce

kedi sivilce

Kedilerde Sivilce ve Siyah Nokta Çıkar mı?

 

İnsanlarda olduğu gibi kedilerdede sivilce ve siyah nokta çıkabilir. Peki neden kedilerde sivilce ve siyah nokta çıkıyor olabilir. Kedinizin yüzünde veya vücutlarının değişik bölgelerinde sivilceler çıkabilir. Bu tip cisimler kedinize herhangi bir ağrı veya sızı vermez. Sivilciler sadece genç kedilerde çıkmaz, kedilerin yaşının hiç bir önemi yoktur, yaşlı kedilerde’de çıkabilirler.

Sivilcileri ortadan kaldırmak için nasıl bir tedavi uygulayabiliriz?

Kedilerde sivilce kozmetik bir hastalıktır, bu hastalık devamlı tekrarlamaktadır. Kontrol altında tutup tebbirler alarak tedavi etmeniz gerekmektedir. Genelde alt ve üst dudakta asemptomatik kamedonlar vardır. Enfeksiyon varsa püstüller oluşturabiliyor. Ciddi hastalıklarda çene etrafındaki cilt kalın ve edematöz (şişmiş) hale gelebiliyor. Bu hastalık diğer kedi hastalıkları ile karıştırmamalıdır, kesinlikle veteriner hekiminizin önerileri ile tedavi edilmesini öneriyoruz.

Veteriner hekim McCormick-Rantze’ye göre hafif akciğer sivilcesi olan vakalarda yani henüz enfekte olmamış kedilerde, akne pedleri ve ilaçlı şampuanlarla tedavi edilmesi mümkündür. Eğer yara bölgesi enfeksiyon kaptı ise, tedavi olarak 3 ile 7 hafta boyunca antibiyotikler kullanmak gerekebilir. Ayrıca enfeksiyon kapan yerleri antiboyotik sabunu, hidrojen peroksit, seyretilmiş iyot, seyretilmiş epsom tuzları ve tropikal a vitamini ile hafifçe temizleyebilirsiniz. Durumu daha ciddi vakalarda benzoil peroksit veya klorheksidin içeren merhemler, jeller ile cildi temileyebilirsiniz. Dermalit sorunlarını azaltmak için plastik mama kabı ile yemek ve su veriyorsanız bunu seramik mama kabı veya metal mama kabına dönüştürebilirsiniz. Plastik mama kabları gözeneklidir ve bakterileri barındırabilir. Bu bakteriler kedinize bulaşabilir. Feline akne’nin neden ortaya çıktığı bilinmemektedir. Kedinizin strese girmesi veya sahipleri ile olan ikili iletişimleri olabilir. Bunlar dışında sağlıklı beslenmediği takdirde bu hastalıklara yakalanabilirler. Bu tip durumlar ile karşı karşıya kalmamak için size önereceğimiz şey kuru kedi mamasını sağlıklı ve güvenilir markalar tercih etmenizdir. Profesyonel kedi mamaları kedinizin günlük bütün vitamin ihtiyaçlarını karşılayacağını unutmayınız.

Bu hastalıklar ile ilgili tedaviye başlamadan önce önerdiğimiz gibi kesinlikle veteriner hekiminize danışın ve gerekli testleri yaptırın. Bu hastalık kedinizin ilerleyen yaşlarda sorun yaşamasını sağlayacaktır. Tedavi süresinde sabırlı olmanızı ve kedinizin tedavisini dikkate almanızı öneririz. Kedinize ve size hastalık konusunda bol şans diliyoruz.

Kedi ve Köpeklerde Mantar Enfeksiyonu (Dermatofitozis)

 

kedi ve köpek kaşıntı

kedi ve köpek kaşıntı

Kedi ve Köpeklerde Mantar Enfeksiyonu (Dermatofitozis)

Mantar enfeksiyonları derinin epidermis tabakasının en üst katmanı olan stratum corneum başta olmak üzere kıl kökleri ve tırnak aralarında görülen yüzeysel deri enfeksiyonlarıdır. Köpeklerde mantara bir çok etken sebep olurken bunların başında microsporium canis gelir. Kedide ise %95 etken aynıdır. Peki bu etkene nasıl yakalanılır nasıl bulaşır nasıl tedavi edilir. Bu soruların hakkında biraz konuşalım. Aslında bu etken birçok hayvanın derisinde bir şekilde bulunabilir gerek dışarıdan gerek başka bir hayvandan, anneden yavruya daha geçebilmektedir. Fakat etkeni barındırıyor olması enfeksiyona yakalanması anlamına gelmemektedir. Büyüme çağında ki genç kedi ve köpeklerde , yetersiz anne sütü almış, bağışıklığı iyi gelişmemiş yavrularda veya yetişkinlerde görülme olasılığı fazladır. Ayrıca uzun tüylü kediler , york shire terrier, jack russel terrierler de özellikle görülme sıklığı litaratüre bildirilmiştir. Mantar enfeksiyonun görülmesinde deri ve tüy sağlığının da önemi büyüktür. Deri sağlığı iyi olan bağışıklığı kuvvetli yeteri kadar anne sütü almış kedi ve köpeklerde mantar enfeksiyonları görülme oranı düşüktür. Ayrıca mantar stres şartları hijyenik olmayan bakım ve besleme koşullarında da çok sık görülmektedir. Stres koşullarında hayvanınızın bağışıklığı baskılanır eğer kediniz veya köpeğiniz etmeni taşıyor ise veya o anda dışarıdan aldıysa dermatofitozis (mantar) enfeksiyonu görülme olasılığı yüksektir.

Klinik bulgularda kedi ve köpeklerde değişkenlik gösterebilmektedir. Köpeklerde bozuk para büyüklüğünde deri döküntüleri dökülen bölgede kalınlaşma , sulu bir yapı dikkati çekebilir. Ayrıca kabuklanma, kepeklenme , tırnak ve tırnak arasında mantar enfeksiyonu sık olarak görülmektedir. Bu  durumda kaşıntılar dikkati çeker.Kedilerde durum farklıdır çoğunlukla kulak çevresi, yüz çevresi kol bacak uzuvlarında ve sırt bölgesinde görülmektedir. Bu bölgelerde yuvarlak biçimde , deri döküntüleri, kızarıklık, kabarılıklık ve kepeklenme görülebilmektedir. Ayrıca yoğun kaşıntı dikkati çeker.

Tedavi bölümünde bu klinik belirtileri gördüğünüz zaman acilen veteriner hekiminizle irtibata geçiniz çünkü lokal olarak başlayan mantar görüntüsü genaralize bir hal alabilmektedir. Kısaca tedavi protokolünden bahsedecek olursak. Yoğun kaşıntılar ile birlikte açılan bölgeyi büyütmemek ve başka bir yere yayılmasını engellemek için boyundan bir yakalık takılabilir. Sonrasında mantarın derecesine ve yayılımına göre lokal spreyler veya pomadlar kullanılabilmektedir. Bu süre zarfı içerisinde daha çabuk tedaviye yanıt vermesi açısından bağışıklık güçlendirici kedi ve köpek vitaminleri kullanabilirsiniz. Bazı ilerleyen ve gerek görülen durumlarda 2 doz mantar aşısı uygulanabilmektedir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedi ve Köpeklerde Rinit Ve Sinüzit

kedi köpek, Rinit ve sinüzit

kedi köpek, Rinit ve sinüzit

Kedi ve Köpeklerde Rinit Ve Sinüzit

 

Üst solunum yolunu etkileyen ve erken zamanda fark edilip tedavisi yapılmadığı zaman büyük problemlere sebep olan bu iki tane hastalığın nedenlerini korunma yollarını ve tedavisi hakkında kısa bilgiler vereceğim. Rinit, burun boşluğunda ki dokuların enfeksiyonal hastalığıdır, Sinüzit ise nazal sinüslerin enfeksiyonal hastalığıdır. Rinit ve Sinüzit hastalığının başlamasına neden başlıca faktörler, virüsler, yabancı cisimler , tümörler ve diş kökü apsesidir. Bakteriler ise bu etkenlerin tahrip ettiği dokularda üreyip çoğalarak sekonder olarak tahribat gösterirler.

Kedilerin akut rinitlerin viral nedenleri feline herpes virüs ve feline calicivirüsdür. Diğer bazı virüsler ve micoplasmalarda rinitin oluşumunda ki  önemli faktörlerdir ama asıl önemli olan herpes ve calici virüs olmaktadır. Hastalık daha çok 6-12 haftalık yavru kedilerde görülmektedir. Nedenleri arasında , stres faktörleri, bağışıklığı yeterince gelişmemiş yavru kedilerde, iyi bakım ve besleme şartlarında bakılmayan kedilerde görülmektedir.

Köpeklerde distemper ve parainfluenza virüsleri çok fazla rinite sebep olmaktadır. Hastalık aşılanmamış toplu olarak bakılan köpeklerde her yaşta rastlanabilmektedir. Rinite neden olabilecek diğer viral nedenler, herpes virüs, adenovirüs, reo virüs ve parainfluenza virüsdur.  Bakteriyel rinitlerde nadiren ortaya çıkmaktadır. Bakteriler diğer etmenlerin bağışıklık seviyesini düşürdüğü ve doku hasarı oluşturduğu durumlarda ortaya çıkarak enfeksiyonu ağır bir hale getirir.

Kedilerin sinüzitinde oksijensiz ortamda üreyebilen bakterilerin çoğalarak varlığını devam ettirdiği litaretürlerde görülmektedir. Bordotella broncheptica köpeklerde üst solunum yollarında asıl neden olarak ortaya çıkar ve enfeksiyonun nedenidir. Mantar kaynaklı rinite neden olan en önemli etken aspergillozdur.

Kedi ve köpeklerde  akut rinitte klinik tabloda ateş, halsizlik, aksırma , gürültülü solunum , şeffaf veya sarımtırak burun akıntısı, gözlerde sulanma ve akıntıda bir diğer semptom olarak dikkat çeker. Ayrıca burun tıkanıklığından dolayı solunum güçlüğü ve iştahsızlık bir diğer semptomdur.

Tedavi bölümünde bu klinik belirtilerin bir kaçını aynı anda gördüğünüz zaman hemen veteriner hekiminiz ile irtibata geçiniz. Bu tür durumlarda geç kalmalar ve vakanın kronikleşmesi daha büyük problemlere neden olabilir. Kalp hasarları, akciğer alveollerinin hasarı, geçmeyen devamlı seyreden burun ve göz akıntısı gibi kronikleşen klinik bulgular görülebilmektedir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedi ve Köpeklerde D Vitamini Eksikliği (Raşitzm)

Kedi ve Köpek

Kedi ve Köpek

Kedi ve Köpeklerde D Vitamini Eksikliği (Raşitzm)

 

Raşitizm, D vitamini eksikliği veya kalsiyum fosfor dengesizliği nedeniyle normal iskelet gelişimi ve sertleşmesi işleminin bozulması sonucu meydana gelmektedir. Çoğunlukla büyüme çağında ki kedi ve köpeklerde sık karşılaşılmakla beraber, büyük köpek ırklarında görülme oranı daha fazladır. Büyüme çağında ki yavruların diyetlerinde D vitamini ve kalsiyum uygun miktar ve oranda olması gerektiği unutulmamalıdır.  Profesyonel olarak yavrular için hazırlanmış kedi kuru mamaları ve köpek kuru mamaları ile beslenen yavrularda bu probleme çok fazla rastlanmamaktadır. Bu sorunlar daha çok kaynağı belli olmayan ve içeriği iyi olmayan gıdalarla dengesiz beslenmeler sonucu sık görülür. Bazen büyük köpek ırklarının çabuk boy atması kemiklerin çabuk uzaması ve ani kilo alımları nedeniyle de raşitizm belirtileri görülmektedir. Bu durumda yapılacak birkaç yol vardır. Veteriner hekimin önereceği vitamin mineral takviyeleri, bolca güneş ışığı enerjisi takviyesi ve son olarak köpeğinizin kilo artış dengesinin koruyarak birlikte düzenli yürüyüşlere çıkılmasıdır.

Uzun kemiklerin metafiz (orta bölüm) bölgelerinde ki genişlemeler iskelet gelişimi sırasında bir dereceye kadar normal bir fizyolojik büyüme gösterir. Hızlı büyüme evresinde sırasında özellikle köpek yetiştiriciliğinde dev ırk diye tabir ettiğimiz yetişkin ağırlığı 40 kilogramı geçenlerin. Metafiz bölümünde ki genişlemeler bazen fizyolojik sınırların üzerine çıkar ve yine eğrilikler görülür bu durumda ise destekli bir bandaj ile eğriliğin önüne geçilmesi sağlanır.

D vitamini eksikliği tanısı konurken kedi veya köpeğin yavruluk döneminde olması (0-6 aylık) iskelet anormalliklerinin gözlenmesiyle birlikte bacaklarda eğrilik, içeri basma gibi görüntüler ortaya çıkar diğer bir sebep kalitesiz içeriği belli olmayan gıda ile beslemeler ,ev yemekleri ile besleme, içeriği iyi hazırlanmayan mamalar ile beslenme soncunda raşitizmin tanısı kolaylaşır. Tedavide iskeletin durumuna göre destekli bandaj uygulamaları, profesyonel bir kuru mamaya geçiş, vitamin mineral takviyeleri tedavinin gidişatını olumlu olarak etkilemektedir. Kedi veya köpeğin güneş ışığı görmesi de tedavinin prognozu açısından önemlidir. Pratik olarak D vitamini oranı 500 IU/Kg veya 10-20 IU/Kg canlı ağırlıktan fazla olmamak şartıyla destek verilebilir. Bu dozların üzerinde D vitamini alımı toksik etkiye sebep olabilmektedir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

 

Kedilerin Alt İdrar Yolu Hastalığı (Flutd)

 

kedi FLUTD

kedi FLUTD

KEDİLERİN ALT İDRAR YOLU HASTALIĞI (FLUTD)

Kedilerin alt idrar yolu hastalığı (flutd) spesifik bir hastalık olmaktan ziyade kedilerin idrar kesesini veya üretrasını etkileyen durumları tanımlamak için kullanılır. FLUTD sebep olan faktörlerin klinik belirtileri çok benzerdir ve ileri diagnostik tetkikler yapmadan tam olarak altında yatan sebebi bulmak bir hayli zordur.

Birçok hastalık alt idrar yollarını etkileyebilirken hiçbir sebep yokken de bu sorunlar görülebilmektedir.  Alt idrar yolları hastalığını olan flutd a neden olan etmenler şu şekilde sıralanırlar. İdrar taşları; struvit ve kalsiyum oksalat en çok görülen idrar taşlarıdır. Mikroskop yardımı ile bu taşların varlığı kesin olarak kanıtlanmaktadır.  Bakteriyel enfeksiyonlar ,bakteriyel sistit de alt idrar yolları problemleri oluşumu riskini arttırıcı faktörler arasında yerini almaktadır. Üretral tıkaçlar daha çok erkek kedilerde karşılaştığımız bu durum idrar kesesi içinde ki epitel dokunun döküntüsü sonucu görülmektedir.  Anatomik olarak üretra çapında ki daralmalar ve bu durumda idrar geçişi zorlaşır. Yaygın olmamakla birlikte tümörlerde flutd a neden olan sebepler arasında yerini almaktadır. Nedeni belli olmayan sistit vakalarında aşağı üriner sistem bozukluklarına neden olan en büyük etken arasında yerini almaktadır.

FLUTD Klinik belirtiler genellikle birden çoktur.  Zor veya ağrılı idrar yapma , kum kabına gitmede sıklık, kum kabına gidip eşeleyip yapmadan çıkma, idrarda kan , kum kabının dışında idrar yapma, genital bölgeyi aşırı yalama, aşırı sinirlilik ve huzursuzluk, idrar kesesi kanalının tıkanmasına bağlı olarak idrar yapamama gibi nedenler sıralanır. En çok risk taşıyan kediler ise; Aşırı kilolu kediler, erkek kediler, kısırlaştırılmış kediler, az su tüketenler, az egzersiz yapan kediler olarak sıralanır.

Kediler Flutd Tedavisi  öncelikle altta yatan ana sebep bulunur ve onun tedavisi yapılır. Genel olarak su tüketimini arttırmak bunun için konserve mamalardan destek alabilirsiniz, kedi konserve mamaların su oranları %70 civarında su içermektedir, bunun dışında et ve tavuk haşlama suları da kedileri cazip kılar. Kedinizin tüm stres faktörlerini ortadan kaldırmalısınız bunun için kedi kumunuzu sık sık temizlemelisiniz. Kedinizin egzersiz yapmasına teşvik edilmeli,  Sistit vakalarında uygun antibiyotik ve idrar yolu antiseptikleri kullanımı büyük oranda sorunu çözmektedir fakat bu tedavilerin uzun sürüyor olması hasta sahibine muhakkak söylenmelidir. İdrar kesesi taşları büyük ise cerrahi yolla alınır.  Taşlar o kadar büyük değil gıda değişikliği ile çözülebilecek ise bu durumlar için hazırlanan kedi kuru mamaları tercih edilmelidir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ