Köpek Hastalıkları Arşivi

Kedilerde ve Köpeklerde Kronik Bronşit

kedi ve köpekler

kedi ve köpekler

Kedilerde ve Köpeklerde Kronik Bronşit

 

Bronşların geri dönüşümü olmayan patolojik bozukluğa uğraması sonucu bronşlarda aşırı mukus sümüksü yapıda sıvı birikmesidir. Akciğerlerin kapasitasyonununu ve hava almasını sağlayan alveoller mevcuttur. Alveoller bronşlara onlarda bronşçuklarla irtibat halindedir. Sürekli akciğer ödemi gelişen köpeklerde veya kedilerde ciğerlerde biriken sıvı bronşlarda ve bronşçuklarda yoğun enfeksiyonlara neden olur. Böylelikle bronşların doku bütünlüğü bozulur. Orta yaşlı ve yaşlı köpeklerde ise uzun süreli yangısal bozukluklar sonucu da bronşitis gelişir. Bronşitisin oluşmasında birkaç etmen çok önemli yere sahiptir. Çeşitli alerjenler, yangısal enfeksiyonlar, yeterli bakım ve besleme şartlarında barındırılmayan hayvanlar, nemli rutubetli bölgelerde bronşlara çok fazla yük binmektedir. Hastalarda obezite ve trakea da ki damarların genişleyip buraya aşırı miktarda kan toplanmasına neden olur. Buda orada ki ödemi ve hassasiyeti arttıran olumsuz bir durumdur.

Kronik bronşitte klinik olarak, köpeklerde tek tük veya nöbetler şeklinde görülen öksürükler ilk şüphelendiren durumdur. Tabi bu öksürük normal bronşitisde de aynı şekilde görülmektedir. Kronik olarak isimlendirilmesi için 1 yıl içinde 2 aylık periyot zaman aralığı ile görülmesi gerekmektedir. Kronik bronşitin neden olduğu ve hassasiyet oluşturduğu bazı durumlar şu şekildedir. Hastanın orta yaşlı veya yaşlı olması, son zamanlarda yapılan seyahatler, hastanede veya bakım evlerinde uzun süre kalınması, yoğun öksürük semptomu gösteren köpeklerle temas, tozlu dumanlı bölgelerde bulunma veya alerji oluşturabilecek gıda veya maddelerle uzun süre temas etme ( temizlik maddeleri, herhangi zehirli solunum için zararlı içerkli maddeler, çeşitli alerjen oluşturabilecek gıdalar.) Hastalarda en önemli şikayet öksürüktür. Bronşlarda aşırı mukus sekresyonu öksürüğe neden olur. Öksürük nöbetler şeklinde devam eder herhangi bir metabolizmada bozukluğa neden olmayabilir.  Hastalarda zaman zaman bakteriyel akciğer enfeksiyonuna neden olan akut ataklar görülebilir. Bu durumda iştah azalır ve beden sıcaklığı artabilir.

Kronik bronşitin tanısında, bronşitin uzun süre devam etmesi kronik broşitten şüphelendirir. Kesin tanı akciğer radyografisinin çekilmesi ile konur. Tedavide hastanın genel durumunun ve bakım şartlarının iyileştirilmesi sağlanır, kilolu hayvanlar light köpek kuru maması veya light kedi kuru maması ile  zayıflatılmaya çalışılır. Nemli yoğun kokulu pis ortamdan uzak durulması sağlanır. Çeşitli öksürük kesiciler ve boğazı yumuşatacak şuruplar hastaya içirilir. Tam anlamıyla bir iyileşme olmaz. Hastaların ciğerlerini boşaltabilmesi için diüretikler veya balgam söktürücüler kullanılabilir. Ayrıca akciğerlerde ki yangıyı azaltmak için kortizon tedavisi uygulanabilir. Bu tedavi yöntemleri hekimin tercihine ve hastanın genel sağlık durumuna göre uygulanır. Hepsi bir anda uygulanacak diye bir durum yoktur.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Hayvanlarda Prostatit ( Prostat bezinin enfeksiyonu)

kedi ve köpek

kedi ve köpek

Hayvanlarda Prostatit ( Prostat bezinin enfeksiyonu)

Prostat bezi dokusunun enfeksiyona maruz kalması sonucu ortaya çıkan prostat bezi yangısıdır. Enfekte kısım kapsülle çevrelenirler dışı sert apse yapısında bulunur. Enfeksiyon böbrek, idrar kesesi, testis ve testisin katmalarından kaynaklanan bakteriler tarafından da oluşturulabilir. Prostatitte belirlenen bazı bakteriler, Pseudomonas spp, proteus spp, E.coli, staphylococcus spp. Klebsiella spp. Enterococcus spp ve mycoplasma spp. Dir.  Prostatit hastalarında ayrıca anaerobik bakteriler ve mantarlarda bazen görülebilmektedir. Prostatite yol açan ve çok daha fazla sık görülmesine neden olan etmenlerin başlıcaları üretral hastalıklar, prostat bozuklukları, idrar yolu enfeksiyonları sıralanabilir.

Prostatitte hayvanlarda görülen klinik bulgular, akut olarak görülen olgularda prostat bezinde büyüme ağrı, ve üretral akıntı belirlenir, septisemi veya peritonit ortaya çıkar. Yani kanın bakteriyel olarak kirlenmesi veya periton diye tabir ettiğimiz bölümün enfeksiyonu. Bazı olgularda ağrılı idrar yapma idrar pozisyonu alıp alıp idrar yapamam, idrar da bakteriler, ve en önemlisi idrarda kan görülebilmektedir. Ayağa kalkmada isteksizlik, idrar kaçırma, ıkınma ve kabızlık ise diğer görülen klinik semptomlar olarak sırlanabilir. Genel vücudu sarar sistemik bulgular ise, ateş, iştahsızlık, hızlı kalp atımı, kusmalar görülebilmektedir.

Protatit de apse oluşmuş ve bu apse yırtılmış ise karın ağrısı, ateş, kusma, düşkünlük, septik şok, sarılık ve görünen mukozalarda solgun mat cansız bir görünüm. Görünen mukozalar neler peki gözün beyaz kısmı , diş etleri örnek olarak verilebilmektedir. Kan değerlerinde vücudunda savunma hücrelerinde bir artış gözlemlenir. Ayrıca idrarda yine kanli idrar, bakteri yoğunluğu fazla idrar ıkınma ve ağrılı idrar yapma gibi belirtilerde prostatit apsenin patlamasında görülebilecek diğer semptomlardır.

Ultrasonografik görünümünde prostat bezinde genel veya lokalize olarak ekojenik bir yapı ile karşılaşırız. Tabiki kesin tanı biyopsi sonucu konulmaktadır. Akut ve kronik prostat tedavilerinde bir takım farklılıklar mevcuttur. Akut prostatite seçilen uygun antibiyotik 4 hafta süreyle kullanılır. Tedavinin damar içi yolla devam etmesi hastalığın gidişatı için en iyisi olacaktır. Kronik prostatit durumunda ise kan beyin bariyerini geçen antibiyotik kullanımı en doğrusu olacaktır ve onun kullanım süresi ise 6-8 gün arasında değişmektedir. Ayrıca kısırlaştırma mevcut sorunların görülmesinin önüne geçecektir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kediler ve Köpeklerde Leptospirosis

Leptospirosis

Leptospirosis

Kediler ve Köpeklerde Leptospirosis

Leptospira spp. Taşıyıcı etkeninin alınmasıyla vücuda giren etken böbrek, karaciğer, dalak, göz ve genital organlarda çoğalır. Leptospira spp taşıyıcı canlının idrarında bulunur ve bulaşma idrar yoluyla gerçekleşir. Etken normal çevre şartlarında ve suda aylarca kalabilmektedir. Kedi ve köpeklerde bulaşma daha çok  durgun sularda ve çoklu bakılan çiftlikler ve bakım evlerinde görülmektedir. Ayrıca bu hastalık kedi ve köpeklerinde dışında insanlara da bulaşabilme enfeksiyozitesine sahiptir yani zoonozdur. Hastalarda akut veya kronik karaciğer böbrek yetmezliği ile ortaya çıkar. Kediler köpeklere oranla daha az duyarlıdır. Hastalığın vücutta çoğalma süresi 4-12 gündür. Etken çeşitli deri mukozalarından , derinin yaralanmış bölgelerinden girip kan damalarında çoğalır ve enfeksiyona neden olur. Böbrek tubuluslarına yerleşelen etken haftalarca ve aylarca canlı kalabilmektedir.

Hastalığın klinik bulgularında hastanın yaşı ve vücut direnci hastayı etkileme düzeyiyle doğru orantılı olarak değişmektedir.  Bazı olgular klinik bulgu göstermez ve etkeni uzun süre böbreklerde taşıyabilmektedir. Hastalığın akut döneminde böbreklerde ağrı, böbrekte büyüme, çeşitli böbrek yetmezlikleri görülebilmektedir. Hastalığın başlangıcında depresyon, halsizlik, iştahsızlık, kusma, konjuktivit, ateş, eklem ve kas ağrıları ortaya çıkar.  Bu belirtileri takiben sarılık görülebilmektedir. Beyaz mukozalar hafif sarı renge doğru değişim gösterir. İlerleyen günlerde idrarda kan ve proteinde görülebilmektedir. Olguların 3 te 1 inde hafif anemide seyredebilmektedir. Hastalığın bulaşmasında en belirgin örnekler durgun sulardan içme, sığırlarda sık görülen bu hastalıkta sığırlarla fazla miktarda içli dışlı olan köpeklerde sık görülmektedir. Bunun dışında hastanın aşılanmamış olmasıda bu hastalıktan şüphelenmeniz neden olmaktadır.

Hastalığın tanısında belirtilen klinik bulgular yardımcı olabilmektedir. Bunun dışında hekiminize vereceğiniz detaylı bilgiler ve bunun ışığında yapılan laboratuar bulguları yardımcı olacaktır. Laboratuar bulgularında kısaca karaciğer ve böbrek değerlerinde yükselmeler size yardımcı olacaktır.

Tedavide uzun süreli antibiyotik kullanımı dikkat çeker bunun dışında tahrip olan diğer organların tedavisinede ayrıca devam edilir. Bazı durumlarda 2 ay kadar değişik antibiyotikler kullanılarak tedavi sürer. Hastalıktan korunmada yavruluk döneminde yapılan 3 doz karma aşı yeterli olacaktır. Bir yaşından sonra ise yılda bir defa yapılan karma aşı hastalıktan korumaktadır.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Köpeklerde Güç Doğumlar

Köpeklerde Güç Doğumlar

Köpeklerde Güç Doğumlar

Köpeklerde Güç Doğumlar

Güç doğumlar normal süresi uzayan ve herhangi bir müdahale olmadan gerçekleşmeyen doğumlardır. Görülme sıklığı %5 civarındadır. Bazı köpek ırklarında ırksal yatkınlıklar mevcuttur. Bulldog, Pug, Boston terrier, Yorkshire terrier  gibi. Genellikle küçük ırklarda karşılaşılmaktadır.

Güç doğumlar genel olarak anneden kaynaklı ve yavrudan kaynaklı olmak üzere ikiye ayrılırlar Bununla birlikte ikisinin kombinasyonu şeklinde de görülebilir.  Olguların genellikle %75.3 ü anneden kaynaklanmaktadır, %24.7 si ise yavrudan ileri gelmektedir.

Anneden kaynaklanan güç doğumların birkaç farklı sebebi vardır birincisi rahim kanalının işlevini tam olarak yapamamasından kaynaklanmaktadır. Genellikle güç doğumlar rahim tembelliğinden görülmektedir. Rahimde bir veya iki adet yavru bulunduğunda doğumu başlatmak için herhangi bir uyarının olmadığı durumlarda  görülmektedir.  Bunun nedeni yeteri kadar yavru  ve yavru zarları olmadığından doğum başlatacak aktivite ve uyarım olmaz bu sebeple güç doğumlar şekillenebilir.  Bazı durumlarda doğum başlar tüm uyarılar doğum başladığını gösterir ama hiç yavru olmaz bazı durumlarda da 1 yavru doğar daha sonra güç doğuma geçer.

Yavru sayısının fazla olduğu durumlar, yaşlılık gibi sebeplerden de güç doğumlar meydana gelebilir. Rahim tembelliğinin yanı sıra rahimde oluşan fıtıklaşmalar , hormon eksiklikleri de güç doğuma neden olan diğer faktörlerdir. Kemik doğum kanalının darlığı da güç doğumun sebepleri arasındadır. Çünkü bazı durumlarda köpek gelişimini tam olarak tamamlamadığı durumlarda hamile kalır. Yani uygun hamile kalma yaşından daha önce hamile kalırsa kemiksel çatıda darlık gözükebilir buda güç doğuma neden olur.

Yavrudan kaynaklanan güç doğumlar ise yavrunun geliş bozuklukları , anne ve baba farklı ırk olması, yavrunun doğum kanalında sıkışması gibi nedenler sıralanabilir. Yavrunun yanlış pozisyonda gelmesi anne ne kadar kasılırsa kasılsın yavru ne kadar hareket ederse etsin doğum devam etmeyecektir. Burada veteriner hekimin desteği muhakkak gereklidir. Diğer bir neden ırk farklılıklar babanın büyük annenin küçük yapıda olan ırklar olması doğan yavruların dev karakterde ve doğum kanalına sığmaması anlamına gelir ve doğum çok zor gerçekleşir. Doğumun gerçekleşmemesi durumunda sezeryan ile yavrular rahatlıkla alınabilir.  Doğumdan sonra anneye mutlaka besin değeri yüksek yavru kuru köpek maması yedirilmesi önemlidir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Köpeklerde Babeziyozis, Kan Paraziti

Köpeklerde Babeziyozis, Kan Paraziti

Köpeklerde Babeziyozis, Kan Paraziti

Köpeklerde Babeziyozis, Kan Paraziti

Dünyada yaygın olarak görülen keneler tarafından bulaştırılan kan hücrelerinin yıkımlanmasıyla seyreden kan parazitidir. Köpeklerde etken Babesia canis ve Babesia canis rossidir, kedilerde ise babesia felis tarafından oluşturulur hastalık. Dermecentor türü kene tarafından bulaşma gerçekleşir. Kenelerin enfekte eritrositleri alması sonucu kenenin vücudunda üremeler gerçekleşir. Etken artık kenenin salyasındadır. Kene köpeği ısırdığı zaman salyasında ki etken kan yoluyla köpeğin eritrositleriyle birleşir ve eritrositler yıkımlanmaya başlar ve neticesinde de anemi tablosu ortaya çıkar.

Klinik bulgular ilk başlangıçta hafif olarak görülür ve normal bir kansızlığı andırır. Hastalarda orta ve şiddetli derecede anemiler görülmektedir. İlk başta eritrositler hemoliz sonucu yıkımlanırlar ve halsizlik görülür. Hastalarda aynı zamanda yüksek ateş, iştahsızlık, depresyon ve mukozalarda solgunluk bir diğer akut klinik belirtidir. İlerlemiş olgularda sarılık ve dalak büyümesi, ağırlık kaybı, ateş, karaciğer ve lenf nodüllerinde büyümeler ve yetmezlikleri görülmektedir. Tanı için bu klinik belirtilerin görüldüğü hastalarda veya yoğun ormanlık bölgelerinde yaşayan kedi ve köpeklerde kan parazitinin olma ihtimali düşünülerek 6 ayda 1  kan paraziti testinin yapılması önerilmektedir.

Babesia teşhisi koyulmuş hayvanın yoğun bir tedavi prosedürü bulunmaktadır. Bunun için kan paraziti ile savaşan ilaçlar ve kan yapımını uyaran vitaminler eklenebilir. Ağırlaşan ve kan değerlerinin düştüğü durumlarda kan naklide denenebilir.

LYME HASTALIĞI

Ixodes türü kenelerin ısırması sonucu bulaşabilen bakteriyel bir enfeksiyondur. Keneler etkeni taşıyan kuşlardan alır ve hastalığı bulaştırmak için konağa tutunur. Tutunmuş olduğu konakta 48-55 saatten fazla yapışık kaldı ise etkeni konağa bulaştırır.

Köpeklerde etkeni aldıktan sonra etkene karşı bir enfeksiyon şekillenir. Etkeni aldıktan 2-3 ay sonra birkaç eklemde şişlik dikkat çeker. Sonrasında ara ara yükselip düşen bir ateş ve lenf yumrularında şişlik ve büyüme dikkati çeker.  Etken kan yoluyla tüm vücuda yayılır ve böbrekleri de harap eder.  Tanı ve teşhis için klinik semptomlar dikkat çeker ama yoğun ormanlık ortamda ve kene popülasyonu görülen bölgelerde hastalıktan şüphelenilir.

Tedavi için Veteriner Hekimin belirlediği uygun antibiyotik 1 ay kadar kullanılmalıdır. Takviye olarak kan yapımını destekleyen uygun köpek vitaminleri kullanılmalıdır. Ayrıca beslenmeye oldukça dikkat edilmelidir. Profesyonel seri bir köpek kuru maması ile vücut iyice desteklenmelidir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedi ve Köpeklerde Kalp Yetmezliğinde Görülen Semptomlar ve Tedavisi

kedi ve köpekler

kedi ve köpekler

 

Kedi ve Köpeklerde Kalp Yetmezliğinde Görülen Semptomlar ve Tedavisi

 

Kalp, damarlara ritmik olarak kasılmalar sonucu sürekli kan pompalayan merkezi bir organdır. Kap büyüklüğü türlere, bireylere, egzersiz durumuna göre farklılık gösterir. Kalbin yaklaşık %60lık bölümü sol göğüste bulunur. Hemen yakınında akciğerler bulunan kalp diaframında hemen üzerinde bulunur. Kan dolaşımı kalbe giren ve çıkan damarlar ile sağlanır. Kalp. Birbirinden ayrılmış iki pompadan oluşur. Sağ kalp toplar damarlardan gelen kanı akciğerlere pompalarken sol kalp akciğerlerden gelen temiz oksijenlenmiş kanı en büyük toplar damar olan AORT ile tüm doku ve organlara dağıtmak ile yükümlüdür.

Kalbin bu organ ve dokulara yeteri kadar kan pompalayamamasına kalp yetmezliği adı verilmektedir.  Kalp yetmezliği kompleks bir mekanizmaya sahiptir bu yüzden her bölgenin yetmezliğine farklı  isimler verilmiştir. Sağ kalp yetmezliği, sol kalp yetmezliği, genel kalp yetmezliği gibi terimler ile adlandırılmıştır. Sağ ve sol kalp yetmezliğinde vücudun çeşitli organ ve dokularında veya vücut bölümlerinde ödemler görülür. Sağ kalp yetmezliğinde batında sıvı vücudun genel bir ödemli hal alması dikkat çeker. Sol kalp yetmezliğinde ise akciğerde ödem en dikkat çeken semptomdur. Sağ kalp yetmezliği vücudun genelinde dolaşım bozukluğuna neden olur. Ayrıca karaciğer ve böbrek sorunları görülmeye başlar.  Yani sağ kalp yetmezliğinde genellikle kalbin toplar damar kısmı eksik veya yetersiz çalışmaktadır. Sol kalp yetmezliğinde ise kalbin vücuda gerekli temiz kanı pompalayamamasından ileri gelmektedir.

Sol kalp yetmezliğinde akciğerlerde ödem ve hırıltılı solunum dikkat çeker. Solunum sayısında artış, uyku apnesi, öksürük görülür. Ayrıca ağızdan kanlı bir mukus akıntısı dikkat çeker.  Sağ kalp yetmezliğinde ise çabuk yorulma, hızlı solunum, kol ve bacaklarda soğukluk, barsak mukozasında ödemden dolayı ishal, vücudun genel toplar damarlarında genişlemeler ve genel bir ödem söz konusudur. Ayrıca vücutta artan ödemden dolayı sıvı artışı görülmektedir.  Kalp yetmezliği tanısında hekimin radyografik görüntüleri doğru yorumlayabilmesi çok önemlidir. Ayrıca EKG sonucu görülen aritmilerde kalp yetmezliği tanısının koyulmasında önemlidir. Tedavide ise Veteriner hekimin uygulayacağı prosedür çok önemlidir ve mutlaka eksiksiz yapılması istenir. Kalp yetmezliğinin tedavileri uzundur aylar, yıllar bazen ömür boyu kullanacağı ilaçlar olabilir. Bu sebeple hasta sahibinin sabırlı ve tedaviyi devam ettirmesi çok önemlidir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Köpeklerde Toxocara Canis

Köpeklerde Toxocara Canis

Köpeklerde Toxocara Canis

Köpeklerde Toxocara Canis

Toxocara canis oldukça yaygın görülen bir köpek parazitidir. Erişkin parazitler ince bağırsakta yerleşirler ve önemli bir belirti oluşturmadan uzun süre yaşayabilirler. Bu parazitler her yaş grubunda ki köpekte görülmesine rağmen, köpeği yaşı toxocara enfeksiyonlarının yaygınlığı ve şiddeti üzerine etkili olan önemli bir faktördür. Çok sayıda parazit bulunduran yavru köpeklerde sindirim bozulmakta ve bu hayvanların büyümesini yavaşlatmaktadır. Ne kadar kaliteli köpek kuru maması kullanırsak kullanalım bu belirti gözle görülür düzeydedir. Bu parazitlerle enfekte genç hayvanlarda karın gerginleşir ve klasik olarak şiş karın görünümü ortaya çıkar. Hayvandaki parazit sayısı fazla ise erişkin parazitlerin büyüklükleri nedeniyle bağırsaklarda tıkanıklık ve birbiri içerisine geçme görülmektedir. Ortaya çıkan klinik bozukluklar kusma, kabızlık, ishal olarak görülür.

Köpekler enfeksiyonu  dış ortamdan oral yolla almakta , anneden yavruya anne karnında veya emzirme döneminde geçmektedir. Oral yolla alınan enfeksiyonlara kısaca değinecek olursak. Hemen hemen her yerde bulunan ascarid yumurtaları çevre şartlarına karşı oldukça dayanıklıdır. Şehirlerde köpeklerin yoğun olduğu yerler ascarid yumurtaları ile doludur. Çevreye dağılan bu yumurtalar hem köpekler için hem de kediler için büyük tehdit oluşturmaktadır ve  önemli bir enfeksiyon kaynağıdır. Larvalarla oluşan enfeksiyonlar gebelik esnasında annenin somatik dokularında bulunan larvalar fetüse geçmesi ya da doğumdan sonra anne sütü ile yavruya bulaşması sonucu gerçekleşmektedir. Ayrıca yavru köpeğin bağırsağında ki genç ya da erişkin parazitler yavrusunu yalaması esnasında anne tarafından yutulabilir ve yavru köpekten anneye de enfeksiyon taşınabilmektedir.

Emziren annelerde ve yavru köpeklerde bu hayvanların dışkıları ile çevreye çok sayıda yumurtanın atıldığı bilinmektedir. Parazitin çok farklı bulaşma yollarının olması ve yumurtalarının çevre şartlarına oldukça dayanıklı olması köpekler için yüksek bir enfeksiyon şiddeti oluşturmaktadır. Ayrıca ascaridlerin dünyada köpek popülasyonunda yayılmasında ve ülkelere göre görülme olasılığından %3 ile %80 arasında değişmektedir. Bu oran Türkiye de muayene edilen köpeklerde %12 ile %20 arasında saptanmıştır. Almanya da ise %5 ile 8 arasında pozitifliği görülmüştür.  Bu hastalığın tedavisinde özellikle yavruluk döneminde enparaziter tedavi uygulamaların düzenli olarak yapılması tavsiye edilir. İlk defa iç parazit olacak bir köpeğe 10 gün ara ile 2 doz uygulama yapılması önerilmektedir. Rutinde ise endoparaziter tedavi ve koruma 3 ay süre ile yılda 4 defa uygulanması toxocara enfeksiyonu görülme riskini ortadan kaldırmaktadır

 

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedilerde ve Köpeklerde Atopik Dermatitis

kedi ve köpek

kedi ve köpek

Kedilerde ve Köpeklerde Atopik Dermatitis

 

Atopi çevresel alerjenlere karşı yangısal ve kaşıntılı deri hastalıklarına kalıtsal yatkınlık olarak tanımlanır. En çok alerjiye neden olan etmenler polen, küf, deri döküntüsü, ev tozu ve akarlar olarak tanımlanır. Alerjenler vücuda deri yoluyla veya solunum yoluyla girerler. Atopi insanlarda astım, bahar nezlesi, kaşıntı ile karakterize kedi ve köpeklerde ise kaşıntılı deri hastalıkları ile yaygındır. Köpeklerin %3-15 ‘ nin atopik olduğu tahmin edilmektedir. Belirtiler mevsimseldir ve mevsime bağlı olarak artabilmektedir.  Safkan ırklar da atopik dermatit görülme olasılığı daha yüksektir.  Bazı köpek ırklarında atopik dermatit varlığı diğerlerine göre daha fazla saptanmıştır bunlar ; Boxer, Bull terrier, dalmaçyalı, İngiliz bulldog, Alman çoban köpeği, golden retriever, jack russel terrier, labrodor retriever, pug, shar pei, cocker spaniel gibi ırklarda atopik dermatit daha sık görülmektedir. Klinik bulgular olarak köpeklerde atopik dermatit kaşıntı ile karakterizedir en fazla etkilenen bölümler ise ön ve arka ekstremiteler, parmak arası bölgeleri, yüz, kulaklar sayılabilmektedir.

Favor ve ark 2010 yılında 800 köpekte yaptıkları çalışmada atopik dermatit de klinik olarak çeşitli bulgulara ulaşmışlardır onların değerlendirmesine bir göz atacak olursak.

  • Köpeklerinin %68 nin ilk belirtisini 3 yaşından önce gösterdiği gözlenmiştir.
  • Olguların %40 lık bölümünde dış kulak yolu enfeksiyonu gözlemlenmiştir.
  • Olguların %60 lık bölümünde deride lezyonlar oluşmadan kaşıntının başladığı gözlemlenmiştir.
  • Irklar yatkınlık gösterdiği fakat çevresel ve bölgesel faktörlerinde rol oynadığı gözlemlenmiştir.
  • Olguların %25 inin mevsimsel olduğu ve tekrarlayan klinik belirtiler gösterdiği
  • Lezyonların oluşum yerine göre atopi teşhisi koyulmasında oranlar ön ayaklar %79 arka ayaklar %75, karın bölgesi %60 , koltuk altı %60, kulak kepçesi %58, genital bölge %48 olarak gözlemlenmiştir.

 

Kediler ilk gözlenen semptom kaşıntıdır. Kaşıntı mevsime bağlıda olabilir mevsime bağlı olmayadabilir. Kaşıntı daha çok baş, boyun, kulak çevresinde yoğunlaşmaktadır.  Atopik dermatit de tanı klinik semtopmlar baz alınarak koyulur. Tedavi kısmında ise neden olan alerjenin tespitinin yapılıp ona göre bir tedavi protokolü izlenmesi en doğrusudur. Atopik dermatit tamamen iyileşen bir hastalık değildir. Bu nedenle hasta sahibini bu konuda uygun bir şekilde bilgilendirmek hekimin görevidir.  Günümüz de Veteriner diyeti olarak atopik dermatitis de kullanılan bir çok köpek kuru mama çeşitleri mevcuttur. Ayrıca deri ve tüy sağlığını destekleyen esansiyel yağ asitleri ve vitaminleri kullanılması deri ve tüy kalitesinin artmasına neden olacaktır. Balık yağları ve vitaminler bu gruba örnek olarak gösterilebilir.  Ayrıca hekiminizin uygulayacağı kortizon ve yangı giderici ilaçlarda hastalığın klinik semtopmlarını zayıflatmaktadır. Deride gözlemlenen sekonder enfeksiyonlara karşı gerekirse antibiyotik de kullanılabilmektedir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedi ve Köpeklerde Mantar Enfeksiyonu (Dermatofitozis)

 

kedi ve köpek kaşıntı

kedi ve köpek kaşıntı

Kedi ve Köpeklerde Mantar Enfeksiyonu (Dermatofitozis)

Mantar enfeksiyonları derinin epidermis tabakasının en üst katmanı olan stratum corneum başta olmak üzere kıl kökleri ve tırnak aralarında görülen yüzeysel deri enfeksiyonlarıdır. Köpeklerde mantara bir çok etken sebep olurken bunların başında microsporium canis gelir. Kedide ise %95 etken aynıdır. Peki bu etkene nasıl yakalanılır nasıl bulaşır nasıl tedavi edilir. Bu soruların hakkında biraz konuşalım. Aslında bu etken birçok hayvanın derisinde bir şekilde bulunabilir gerek dışarıdan gerek başka bir hayvandan, anneden yavruya daha geçebilmektedir. Fakat etkeni barındırıyor olması enfeksiyona yakalanması anlamına gelmemektedir. Büyüme çağında ki genç kedi ve köpeklerde , yetersiz anne sütü almış, bağışıklığı iyi gelişmemiş yavrularda veya yetişkinlerde görülme olasılığı fazladır. Ayrıca uzun tüylü kediler , york shire terrier, jack russel terrierler de özellikle görülme sıklığı litaratüre bildirilmiştir. Mantar enfeksiyonun görülmesinde deri ve tüy sağlığının da önemi büyüktür. Deri sağlığı iyi olan bağışıklığı kuvvetli yeteri kadar anne sütü almış kedi ve köpeklerde mantar enfeksiyonları görülme oranı düşüktür. Ayrıca mantar stres şartları hijyenik olmayan bakım ve besleme koşullarında da çok sık görülmektedir. Stres koşullarında hayvanınızın bağışıklığı baskılanır eğer kediniz veya köpeğiniz etmeni taşıyor ise veya o anda dışarıdan aldıysa dermatofitozis (mantar) enfeksiyonu görülme olasılığı yüksektir.

Klinik bulgularda kedi ve köpeklerde değişkenlik gösterebilmektedir. Köpeklerde bozuk para büyüklüğünde deri döküntüleri dökülen bölgede kalınlaşma , sulu bir yapı dikkati çekebilir. Ayrıca kabuklanma, kepeklenme , tırnak ve tırnak arasında mantar enfeksiyonu sık olarak görülmektedir. Bu  durumda kaşıntılar dikkati çeker.Kedilerde durum farklıdır çoğunlukla kulak çevresi, yüz çevresi kol bacak uzuvlarında ve sırt bölgesinde görülmektedir. Bu bölgelerde yuvarlak biçimde , deri döküntüleri, kızarıklık, kabarılıklık ve kepeklenme görülebilmektedir. Ayrıca yoğun kaşıntı dikkati çeker.

Tedavi bölümünde bu klinik belirtileri gördüğünüz zaman acilen veteriner hekiminizle irtibata geçiniz çünkü lokal olarak başlayan mantar görüntüsü genaralize bir hal alabilmektedir. Kısaca tedavi protokolünden bahsedecek olursak. Yoğun kaşıntılar ile birlikte açılan bölgeyi büyütmemek ve başka bir yere yayılmasını engellemek için boyundan bir yakalık takılabilir. Sonrasında mantarın derecesine ve yayılımına göre lokal spreyler veya pomadlar kullanılabilmektedir. Bu süre zarfı içerisinde daha çabuk tedaviye yanıt vermesi açısından bağışıklık güçlendirici kedi ve köpek vitaminleri kullanabilirsiniz. Bazı ilerleyen ve gerek görülen durumlarda 2 doz mantar aşısı uygulanabilmektedir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ

Kedi ve Köpeklerde Rinit Ve Sinüzit

kedi köpek, Rinit ve sinüzit

kedi köpek, Rinit ve sinüzit

Kedi ve Köpeklerde Rinit Ve Sinüzit

 

Üst solunum yolunu etkileyen ve erken zamanda fark edilip tedavisi yapılmadığı zaman büyük problemlere sebep olan bu iki tane hastalığın nedenlerini korunma yollarını ve tedavisi hakkında kısa bilgiler vereceğim. Rinit, burun boşluğunda ki dokuların enfeksiyonal hastalığıdır, Sinüzit ise nazal sinüslerin enfeksiyonal hastalığıdır. Rinit ve Sinüzit hastalığının başlamasına neden başlıca faktörler, virüsler, yabancı cisimler , tümörler ve diş kökü apsesidir. Bakteriler ise bu etkenlerin tahrip ettiği dokularda üreyip çoğalarak sekonder olarak tahribat gösterirler.

Kedilerin akut rinitlerin viral nedenleri feline herpes virüs ve feline calicivirüsdür. Diğer bazı virüsler ve micoplasmalarda rinitin oluşumunda ki  önemli faktörlerdir ama asıl önemli olan herpes ve calici virüs olmaktadır. Hastalık daha çok 6-12 haftalık yavru kedilerde görülmektedir. Nedenleri arasında , stres faktörleri, bağışıklığı yeterince gelişmemiş yavru kedilerde, iyi bakım ve besleme şartlarında bakılmayan kedilerde görülmektedir.

Köpeklerde distemper ve parainfluenza virüsleri çok fazla rinite sebep olmaktadır. Hastalık aşılanmamış toplu olarak bakılan köpeklerde her yaşta rastlanabilmektedir. Rinite neden olabilecek diğer viral nedenler, herpes virüs, adenovirüs, reo virüs ve parainfluenza virüsdur.  Bakteriyel rinitlerde nadiren ortaya çıkmaktadır. Bakteriler diğer etmenlerin bağışıklık seviyesini düşürdüğü ve doku hasarı oluşturduğu durumlarda ortaya çıkarak enfeksiyonu ağır bir hale getirir.

Kedilerin sinüzitinde oksijensiz ortamda üreyebilen bakterilerin çoğalarak varlığını devam ettirdiği litaretürlerde görülmektedir. Bordotella broncheptica köpeklerde üst solunum yollarında asıl neden olarak ortaya çıkar ve enfeksiyonun nedenidir. Mantar kaynaklı rinite neden olan en önemli etken aspergillozdur.

Kedi ve köpeklerde  akut rinitte klinik tabloda ateş, halsizlik, aksırma , gürültülü solunum , şeffaf veya sarımtırak burun akıntısı, gözlerde sulanma ve akıntıda bir diğer semptom olarak dikkat çeker. Ayrıca burun tıkanıklığından dolayı solunum güçlüğü ve iştahsızlık bir diğer semptomdur.

Tedavi bölümünde bu klinik belirtilerin bir kaçını aynı anda gördüğünüz zaman hemen veteriner hekiminiz ile irtibata geçiniz. Bu tür durumlarda geç kalmalar ve vakanın kronikleşmesi daha büyük problemlere neden olabilir. Kalp hasarları, akciğer alveollerinin hasarı, geçmeyen devamlı seyreden burun ve göz akıntısı gibi kronikleşen klinik bulgular görülebilmektedir.

Veteriner Hekim Mehmet KOÇ